Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
Fotografine logo

Mutlu Noeller Antakya!

Antakya’ya özgü bazı değerlerin yaşadığını görmek ne mutlu!

Binlerce yıl önemli bir kavşakta bulunan tarihi Antakya’ da doğmuş ve büyümüş olduğum için kendimi şanslı hissetmişimdir hep.

Neden diye sorarsanız hangisinden başlayayım diye de düşünmekten, ama aynı zamanda içten içe de gururlanmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

Çocukluğumla ilgili yılbaşı anılarımda iki önemli yer vardır.

Birisi Ortodoks Kilisesinin güney köşesindeki kavşakta yer alan ‘Selim El Dakar’ ın Pastanesinin ışıl ışıl vitrini, öbürü de, rengarenk oyuncak ve yılbaşı süslerinin yılbaşına doğru boy gösterdiği, yine aynı kilisenin ana giriş kapısının solunda yer alan ‘Hasan Asker’’ in efsane otacı dükkanı.

Yılbaşı yaklaştıkça Pastacı Selim’ in vitrinine her gün bakındırık olur, oraya konacak pastadan yapılma, içine ve dışına süs ve ışıkların yerleştirildiği karlar içinde minyatür evin konmasını beklerdim. O pastadan yapılma evin olduğu vitrinin önünden her geçişimde uzun uzun bakar ve hayallere dalardım, sanki o eve girip oradan Heidi’ nin yaşadığı İsviçre dağlarına gidecekmişim gibi heyecan duyardım, mutlu olurdum.

Yine aynı dönemde devamlı bakındırık olduğum “Hasan Asker” in mağaza girişine yerleştirilen oyuncak kamyonları görünce aynı şekilde uzun hayallere dalar ve İsviçre dağlarına böyle bir kamyonla Heidi’yi görmeye gittiğimi düşlerdim.

“Umut fakirin ekmeği” idi ve düş kurmak ta bedava idi. Kimseye zararı yoktu sonuçta.

Bu anlamda, 24 Aralık gecesi tüm dünya hiristiyanlarının çok önemsediği, umutlarının yeşerdiği, güzel hayallere daldığı önemli bir gecedir. İngilizce de “Christmass” Türkçe de “Noel” gecesidir.

Bu gecenin de kimseye zararı olmadığı gibi tersine tüm insanlığa faydası vardır diye düşünürüm. Çünkü daha iyi ve daha güzel olan bir dünya hayalini kuran herkese yalnız olmadığını gösterir ve bu da güzel bir şeydir.

Bu gece, Hiristiyan inancına göre, Allah babanın ”insanlığa doğru, erdemli ve iyiyi” göstermek, bu yolda umutlarını yeşertmek için dünyaya yolladığı oğlu İsa Mesih’ in dünyevi doğum günü olarak kabul edildiği gecedir.

Hiristiyan alemi bu “kutlu doğum” u önce kiliselerde ayinle daha sonra da eğlencelerle kutlar. Geçtiğimiz Çarşamba akşamı bu amaçla Antakya Ortodoks kilisesindeki ayine katıldım.

Birkaç yıldır gelemediğim noel ayini için kiliseye yaklaşırken yolun yılbaşı süsleri ve pankartları ile süslendiğini gördüm.

Kilise avlusundaki ışıklandırma, kiliseye giren kalabalık, heyecanımı arttırdı. Kilise hiç görmediğim kadar kalabalıktı, duaya gelen her yaştan insanla dolup taşmıştı.

Ayine gelen her aileye, kendinden ışıklı minyatür çam ağaçları hediye ediliyordu.

Binlerce yıllık bir geleneğin devamı olan dinler arası hoşgörüyü ayine gelen her dinden insanla kilisede karşılaşmak beni bir daha mutlu etti.

Ayin sonrası, avluya çıkan papazların bir işareti ile çanlar çalmağa başladı ve göğe doğru saçılıp yıldızlara karışan havai fişeklerinin ışıl ışıl görüntülerine patlama sesleri eşlik etti.

Güzel bir kokteyl ile sona eren gece sonunda kilise avlusunda herkes birbirinin bayramını kutladı özlem giderdi ve ertesi gün yapılacak bayram ev gezmelerine hazırlanmak üzere evlerine gitmek üzere sevgi, umut ve düşlerle ayrıldı.

Noelin tüm insanlığa barış ve sevgi getirmesi, daha güzel bir dünya için güzler umutlarını beslemeye devam etmesi dileği ile..

Abdulla sert
25.12.2014
Antakya

Yorumlarınızı Bekliyoruz....

*

*